Yorum - Dr. Murat Yılmaz İddianameye cevap Biz değil demokrasi ve siyaset yargılanıyor
Ancak bu arada AK Parti, davayı uzatmaya niyeti olmadığını gösteren bir hamle yaparak dava sürecinde "Ön savunma" olarak adlandırılan metni, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Anayasa Mahkemesi ne teslim etti. Böylece iddianameye savunma vermemek ve meşruiyetini kabul etmemek şeklinde kamuoyunda beliren seçenek kullanılmamış oldu. Ancak iddianameye karşı mahkemeye verilen metnin, konu kısmında "savunma veya ön savunma" denilmeyip "iddianameye cevaplarımız" ifadesinin kullanılması, bu seçeneğin mesaj itibarıyla ciddiye alındığını, bu mesajın kamuoyuna ve mahkemeye de yansıtıldığını gösteriyor.
AK Parti nin ifadesiyle iddianameye cevap metninden, bir süredir AK Parti nin kutuplaşmayı artıracak adımlardan kaçınan ama iddianameye verilmesi gereken bütün cevapları vermekten de geri durmayan bir hatta karar kıldığı açıkça anlaşılıyor. Cevaplar, iddianame ortaya çıktıktan sonra geçen zaman zarfında AK Parti nin başlangıçtaki telaşı bir yana bırakarak ve kapatılma ihtimalini de göz önüne alarak özgüven içinde duruş sergilediğini gösteriyor. AK Parti, bu sağduyulu tavrıyla topu iddianameyi hazırlayan tarafa atıyor ve olup biteceklerin sorumluluğunun kendisinden ziyade onların olduğunu hatırlatıyor. Esasen iddianamenin ortaya çıkmasıyla beraber yurtiçinden ve yurtdışından gelen tepkiler, dava resmen AK Parti ye açılmış olsa da yurt ve dünya kamuoyunda sadece iddianameyi hazırlayan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya nın değil, asker-sivil bürokrasinin ve yargı bürokrasisinin de "yargılanmaya", eleştirilmeye başlandığını gösteriyor...
Ana hatlarıyla tarihe düşülen notlar
AK Parti şimdi verdiği cevapla, iddianameyi hazırlayanlara ve Anayasa Mahkemesi ne daha gerçekçi bir değerlendirme imkânı veriyor. Başsavcılık ve Anayasa Mahkemesi şayet bu imkânı kullanmazsa, kamuoyundan yine eleştirilerin yükselmesi beklenebilir. Çünkü kamuoyu dünyadaki iktisadi dalgalanma ve Güneydoğu Anadolu da artan şiddet hareketlerinin, iktidar partisinin kapatılmasıyla siyasi ve iktisadi istikrarın yaratabileceği bozulmasından doğabilecek maliyeti şimdiden fatura edecek bir aktör arıyor. AK Parti, kapatma ihtimali karşısında mahalli idareler seçimleriyle birleştirilmiş bir erken seçim ihtimalini de masada tutarak, bu faturanın halk tarafından kime kesileceğini kapatma kararı vereceklerin dikkatine sunuyor. AK Parti, bu noktada dava sürecini uzatmayarak iktidarda kalma süresini uzatacak siyasi ve iktisadi belirsizlikler altında yıpranmaya izin vermeyecek bir siyasi basiret sergilemiş oluyor. Şimdi, AK Parti nin cevaplarına ana hatlarıyla bakalım.
Entelektüel seviye savunuluyor: AK Parti nin cevap metni, çok güçlü bir entelektüel seviye sergiliyor. Bu şekilde Türkiye de giderek artan bir şekilde eleştiri konusu olan seviye kaybı karşısında, hukukta seviye savunuluyor.
Dünyadaki değişim ve küreselleşmeye intibak savunuluyor: Metin, iddianamenin dünyadaki ve Türkiye deki değişime karşı sergilediği reaksiyoner tavırdan uzak, değişimi okuyan bir perspektife sahip. Cevap metni ortaya çıkınca iddianamenin AK Parti yi bir yandan laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olmakla suçlarken, diğer yandan AK Parti nin küreselleşme ve AB kriterlerini yakalamak için yaptığı reformları eleştiren çelişkili bakış anlayışı ifşa oluyor.
Hukuk savunuluyor: Cevap metni, iddianamenin hukuki olmaktan ziyade siyasi bir metin olduğunu gösterdikten sonra, hukuku savunuyor. Bu durum bile Türkiye için artık yargı reformunun kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor.
Siyaset, siyasi partiler ve siyasetçiler savunuluyor: Cevap metninde iddianamede siyasete, siyasi partilere ve siyasetçilere yönelik vesayetçi bakış açısı eleştiriliyor. İddianame tutarsız bir şekilde bir yandan demokrasiden ve siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez aktörleri oluşundan bahsederken, diğer yandan demokrasiyi ve siyasi partileri çoğulcu anlayışla bağdaşmayacak çok dar bir siyasi alana hapsetmeye çalışıyor.
İfade hürriyeti savunuluyor: Cevap metninden iddianamede yer alan suçlamalar karşısında özür dileyici ve alttan alıcı bir tavır sergilenmiyor. Tam aksine iddianamenin ifade hürriyetinin kullanımını ihlal edici tavrı sergileniyor. Suçlamalar karşısında en geniş anlamıyla ifade hürriyeti savunuluyor. Bu bağlamda iddianamenin, ifade hürriyetinde Türkiye deki, AİHS ve AİHM deki gelişmelerden habersiz olduğu vurgulanıyor.
Yasama dokunulmazlığı savunuluyor: Cevap metni, ithamlar karşısında parlamenter demokrasinin anayasada da yer alan temel bir ilkesini savunuyor, yasama dokunulmazlığı. Böylece sadece AK Parti değil, TBMM, siyasi partiler ve milletvekilleri de savunulmuş oluyor. Mahkeme bu iddianame doğrultusunda karar verecek olursa Başsavcılık ve Anayasa Mahkemesi nin anlayışı dışında bir yasama faaliyeti mümkün olamayacaktır. Bu, TBMM üzerinde vesayet kurmak anlamına ve yargıçlar devletine yol açacaktır.
Anayasa Mahkemesi ne karşı özgürlük ve çoğulculuk savunuluyor: Cevap metninde karşısında yargılanacağı Anayasa Mahkemesi de bugüne kadarki performansıyla eleştiriliyor. Bu Anayasa Mahkemesi karşısında verilen bir savunma metninde aslında, artık yargılananların da kamuoyunda yargılanacağının ve eleştirileceğinin açıkça ilanı.
Çoğunluğun yönetme hakkı ile çoğulculuk beraber savunuluyor: Cevap metni iddianamenin çoğulculuktan bahsederken, demokrasinin çoğunluk yönetir prensibini doğrudan çoğunluk diktatörlüğü ile ilişkilendiren muğlak tavrı karşında çoğulculuğu ve çoğunluğun yönetme hakkını tutarlı bir şekilde birlikte savunduğu görülüyor.
AB reformları savunuluyor: Cevap metninin, iddianamenin AB kriterlerini yakalamak için reformlara yönelik eleştirel duruşu karşısında, çok açık ve net bir şekilde AB yi ve AB prensiplerini savunması bilhassa kayda değerdir.
AB tarzı laiklik ve başörtüsü düzenlemeleri savunuluyor: Cevap metninde iddianamede yer alan laiklik karşıtı odak olmak ve bu bağlamda yükseköğrenimde başörtüsünün serbest olması yönündeki düzenlemelerin suçlanması karşısında, Başsavcılığın laiklik anlayışı eleştiriliyor.
Burada verilen cevaplardan sadece AK Parti yi değil, Türkiye için prensipleri savunan bir metinle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. AK Parti bu cevapla iddialı bir çıkış yaparak siyasetin önünü açıyor. Konunun hukuki değil, siyasi mesele olduğunu tebarüz ettiriyor. AK Parti nin Başsavcı nın iddianamesi karşısında verdiği cevaplar, meselenin artık Anayasa Mahkemesi nin ötesinde kamuoyu önünde tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bundan sonra top, sadece Başsavcı nın değil, diğer siyasi partilerde.
Kaynak : zaman
Sonraki Haber: Türkiye nin siviller tarafından yönetilmesi keyfiyeti önemli
Önceki Haber: KÜRSÜ İnsaf dinin yarısıdır




