Raf savaşları tüketiciye yarıyor kaliteli mal daha ucuza alınıyor
Henkel in tüm dünyada benimsediği kurumsal sloganı A Brand Like a Friend Arkadaş Gibi Marka . Henkel bu söylemle markaları ve teknolojileriyle insanların hayatlarını daha kolay, daha iyi ve daha güzel kılacağına dair bir taahhütte bulunuyor. Merkezi Almanya da Düsseldorf ta bulunan şirket, 125 ülkede 132 yıldır faaliyet gösteriyor. Bu dünya devinin toplam çalışan sayısı ise 52 bin. Ülkemizde İzmir, Gebze ve Tuzla da üretim tesisleri bulunan Henkel in yönetim merkezi İstanbul da.
Henkel Grubu üç stratejik iş alanında faaliyet gösteriyor. Çamaşır ve ev bakım ürünlerinde ev temizliği, yumuşatıcılar ve çamaşır, bulaşık deterjanları; kozmetik branşında saç, cilt ve vücut bakımına yönelik ürünler; yapıştırıcı teknolojileri alanında ise yapı kimyasalları, ev, ofis ve kırtasiye sektörüne yönelik yapıştırıcılarla otomotiv, beyaz eşya, enerji, petro kimya, turizm, çelik, tarım, elektronik, ambalaj, matbaa-kâğıt, sigara, havacılık ve inşaat sektörlerine yönelik teknoloji ve özel çözümler üretiyor. Henkel yenilikçi bir şirket. Bu nedenle de tüm dünyada 3 bini aşkın araştırma, geliştirme ve uygulama mühendisi daha kaliteli ve yenilikçi ürünler için çalışıyor. Bu çalışma dünyadaki ilk otomatik çamaşır deterjanı Persil i, dünyadaki ilk stick yapıştırıcı olan Pritt i, ilk sıvı çok amaçlı temizlik maddesi Dixi yi, Pril i, Vernel i, Tursil i üretmiş.
Rektör olacaktı, yürütme kurulu başkanı oldu
Türk Henkel, Türkiye de 1957 yılından beri faaliyet gösteriyor. Henkel in yürütme kurulunun başında da 1983 yılından bu yana kurum içinde kariyer basamaklarını tırmanan Erdem Koçak var. Koçak, Ortadoğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü nde lisans, Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi Bölümü nde ise yüksek lisans yapmış. Üst düzey yönetici programlarıyla ünlü INSEAD, Fountainebleau ın Fransa daki programına da katılan Koçak, profesyonel iş yaşamına Boğaziçi Üniversitesi nde araştırma görevlisi olarak başlamış. Kendisini destekleyen öğretim görevlisi Ülkü Can ın kendisini rektörün odasına götürüp, "Seni bu koltukta görmek istiyorum." demiş olmasına rağmen koşullar onu akademik kariyer yapmaktan uzaklaştırmış. Ardından kariyer çizgisini değiştirmiş ve Türk Henkel in planlama ve kontrol bölümüne yönetici olarak geçmiş. Kurumun pek çok departmanında deneyim kazanan Koçak, 2004 ten bu yana da yürütme kurulu başkanı olarak görev yapıyor.
İşe ilk başladığı yıllarda o dönem genel müdür yardımcısı olarak görev yapan Can Paker, Koçak ı Gebze deki fabrikaya götürür. "Beş yıldır Henkel de çalışıyoruz." diyen okul arkadaşlarıyla karşılaşır Koçak ve onlara, "Nasıl her gün gidip geliyorsunuz?" diye hayretle sorar. Şimdilerde Türk Henkel de neredeyse 26 ncı yılını sürdüren Koçak, geçmişteki söylemini hatırlıyor ve gülüyor. Erdem Koçak iş dünyasındaki pek çok girişimci ve profesyonel gibi Gaziantepli. Gaziantepliler neden böylesine başarılı? diyorum, "En önemli özelliğimiz IQ entelektüel zeka ve EQ duygusal zeka . Türk insanında zaten bu vardır ama Anteplilerde bu yönler biraz daha fazla gelişmiş. Antep kozmopolit bir yer. Çok küçüktüm, belki hatırlıyorum belki de anlatılanlardan anımsıyorum, şehirde değişik din ve kültürlerden insanlar yaşardı. Ermeniler, Museviler, Araplar komşularımızdı. Benim anneannem de Haleplidir. Birçok kültürün uzun süre bir arada yaşamasının getirdiği müthiş bir zenginlik vardır. Her yerin bir özelliğini almışız. Mesela Musevilerden ticareti, Ermenilerden zanaatı, Araplardan ticareti ve alışverişi öğrenmişiz. Şimdi bütün bunlar bir araya geldiğinde Anteplilerin kültürel yapısı çok farklı diyebiliriz. Dünyaya dönük, diğer kültürlerle barışık, uyum sağlayabilen bir kimlik ortaya çıkmış. Ayrıca başarma konusunda Antepliler arasında da bir rekabet vardır." diyerek cevaplıyor sorumu.
Kariyer değişikliği bir pişmanlık meydana getirdi mi acaba?
"Hayatımı yeniden şekillendirecek, yeniden yapılandıracak bir keşkem yok. Bazen üniversitelere seminer veriyorum ve orada da söylediğim gibi; bir adım atarsanız o güne değin gittiğiniz dalı değiştirirsiniz. Dalı değiştirdikten sonra da artık daha başka dallara geçme şansınız kalmaz. Dolayısıyla adımınızı atarken çok dikkatli olmalısınız. Ben de adımlarımı temkinli atarım ve sonradan da hayıflanmam. Çünkü o gün için en doğru kararı verdiğimi düşünürüm. Karar, zamanında, koşullarında, yerinde verilen şeydir. Bambaşka bir ortamda bambaşka bir koşulda geriye dönüp keşke demek bence anlamsız. Dolayısıyla o anda o koşullar altında en iyi kararları verdiğimi varsayıyorum."
Gördüğüm kadarıyla sabırlı birisiniz. Bir yönetici olarak kendinizi nasıl tanımlarsınız?
"Onu arkadaşlarımıza sormak lazım, nasıl olduğumla ilgili en net cevabı onlar verebilir. Ama şöyle bir yönetici profilim var. İnsanları dinleyen, düşüncelerine önem veren, onları kazanmaya çalışan bir yöneticiyim. Çünkü ancak onları kazanarak birlikte bir şeyler yapılabilir diye düşünüyorum. Onun için insanların kendilerini, düşüncelerini ifade etmelerine yönelik çabalarım var. İlkesizliğe ve daha önceki hatalardan ders alınmamasına kızarım. İlk hatayı her zaman affederim; çünkü hata yapılmalıdır. Başarılı insanla, başarısız insan arasındaki fark, başarılı insanın hatalarından ders alabilmesidir. Bazen hata yapacağını gördüğünüz birisine müdahale etmemek için kendinizle mücadele edebiliyorsunuz. Eğer faturası çok ağır olmayacaksa, sonunda o kişinin o hatayı yapmasına izin vermek lazım. Ortalama verimliliğin üzerine çıkılmasını ister, yalancılığa da tahammül edemem."
Göçüp gittikten sonra iyilikle anılmak çok güzel ama daha yaşarken hakkınızda neler düşünüldüğünü bilmek ister misiniz?
"Başarılı olduğumun düşünülmesini ve saygı duyulmasını isterim. Bu herkesin beni sevmesi demek anlamına gelmemeli. Öyle bir kaygım da yok. Bir şey söylediğim zaman iyi niyetle söylediğimin, arkasında gizli bir senaryomun olmadığının bilinmesini ve güvenilir biri olduğumun görülmesini isterim."
Henkel in Türkiye deki konumlanmasından ve organizasyon yapısından söz edelim. Şu andaki pazardaki büyüklüğünden ve bu payı korumak için gösterdiği çabadan, hatta daha fazla pazar payı almak üzere yaptığı yatırım ve girişimlerden de bahsedelim. Türk Henkel in meydana getirdiği istihdam nedir?
"Henkel 132 yıllık bir kuruluş. Henkel i özel yapan en önemli özelliği global rakipleriyle arasındaki farkı aile şirketi olmasıyla yaratıyor. Henkel in yüzde 51 ini Henkel ailesi elinde tutuyor ve 2016 yılına kadar da tutacağına dair taahhüdü var. Bu, Henkel i farklı yapıyor. Diğer rakiplerimize baktığımızda çokuluslu, çok ortaklı, tamamıyla yüzde yüz halka açılmışlar. Bizim yapımız sıcak bir iş ortamının oluşmasına izin veriyor ve hız getiriyor. Bu da bir aile atmosferi yaratıyor. Bunu çok önemsiyoruz, çünkü günümüzde hız son derece önemli. Türkiye de şirketin resmi kuruluşu 1964 ancak ilk kontak 1957 de olmuş. 2007 de 50. yılımızı kutladık. İlk kurulduğunda beş kişilik bir müteşebbis grubuyla Henkel in ortaklığı olarak hayata geçmiş. Sonra 1981 yılında Çukurova Grubu na hisse satışı gerçekleşmiş. 1994 yılında da Çukurova Grubu ndan hisselerin tamamı satın alınmış ve yüzde yüz yabancı sermayeli bir şirket haline dönüşmüş. Türkiye de tamamen Henkel ailesine ait bir şirket olarak yapılanmış durumda."
Aslında pazarda büyük rakipleriniz var. En eskisi 1957 yılı ile Henkel, ardından Unilever geliyor. Unilever de 50. yılını bu yıl kutladı. P&G 25 yıldır Türkiye de. Bir de yerli marka Hayat Kimya var. Pazarda rekabet fazla. Henkel i bu pazar içerisinde değerlendirir misiniz? Henkel i farklı kılan nedir? Niçin insanlar Henkel ürünlerini seçmeli?
"Henkel i anlatırken doğru parçalara ayırarak bakmak lazım. Henkel in cirosunun yarısını yapıştırıcılar, yani sanayiye sunduğumuz ürünler oluşturuyor. Bu anlamda da Henkel i sadece bir hızlı tüketim ürünleri üreticisi olarak göremeyiz. Diğer yarısı da deterjan ve kozmetik işlerinden oluşuyor. Yapıştırıcı teknolojileri alanında Henkel, dünya çapındaki en önemli oyunculardan bir tanesi. Birçok sanayi kuruluşunun ana tedarikçisi durumunda. Bunlardan en önemli sektörlerden bir tanesi de otomotiv sektörü. Otomotiv sektörünün fosfatlama ve sızdırmazlık ürünlerinin neredeyse tek tedarikçisiyiz. Bunu nihai tüketicinin bilmesinin pek bir önemi yok ama sektörün ilgililerince çok iyi bilinir. Biz kendimizi bir çözüm şirketi olarak lanse etmeyi seviyoruz. Henkel çözüm şirketidir, bir sorununuz varsa bize gelirseniz mutlaka çözüm üretiriz diye düşünüyorum.
İkinci kısım üretimimizde deterjan ve kozmetik sanayii var. Henkel, kozmetikte 1994-1995 yılları arasında Türk pazarına giriyor. Dolayısıyla diğer rakiplerimize göre gecikmeli bir sektöre girme süreci yaşamışız. Kozmetikteki markamız Schwarzkopf. Profesyonel ürün grubuna giriyor. Aslında bu marka da bir başka şirket yapılanması altında ve Eczacıbaşı ile ortağız. Ben o firmanın da yönetim kurulundayım ama yönetimler tamamen ayrı. Bir başka büyük işimiz de deterjan. Deterjan konusunda olmamız gereken yerde değiliz diye düşünüyorum. Toz deterjan kategorisinde biraz daha yol almamız lazım."
Bu samimi itiraftan sonra deterjanda bir ara pazar lideri olduklarını hatırlatıyorum, "Doğrudur. Tursil ile liderdik. Persil de çok iyiydi ama pazarlama iletişimde bir miktar duraklama dönemine geçildi. Bu hatadır. Özellikle bugün likit deterjanlarda ve yumuşatıcıda Henkel in pazar ağırlığı var. Likit ürünlerde Pril, yumuşatıcıda Vernel ile ilk biz pazara girdik. Toz deterjan konusunda en büyük eksikliğimiz pazarın değişen koşulları ve beklentilerine tam cevap verememek oldu. Doğru ürünü, doğru fiyat ikilemiyle birlikte sunduğunuzda başarılı olursunuz." diye cevaplıyor.
Peki, market raflarında soft war/yumuşak savaş dediğimiz bir savaş bu. Türk Henkel bu savaşta şansını nasıl görüyor?
"Şansı çok kuvvetli çünkü güçlü markaları var. Bizim en önemli yanımız bir şemsiye marka altında oluşumuz. Henkel çok değerli bir marka."
Diğer ülkelerde de toz deterjanda P&G ve Unilever gibi markaların gerisinde mi?
"Almanya da açık ara Henkel önde. İspanya, İtalya, Avusturya ve birçok Doğu Avrupa ülkesinde de böyle. Ama bu üç büyüklerin kavgası her yerde devam ediyor. Hepsi güçlü markalar. Bu rekabet de piyasaya yansıyor."
Yerel markalar bazen öne çıkarlar. Buna örnek olarak, Colgate Palmolive, Hacı Şakir markasını satın almıştı. Türk Henkel de güçlü yerel markalarla mücadele ediyor mu?
"Elbette, biz de pek çok yerli şirketi satın aldık. Doğu Avrupa da bütün pazar girişleri de satın almayla oluştu. Yakın coğrafyamızda İran da da satın almalarla büyüdük."
Biraz da raf savaşları hakkında konuşalım...
"Raf savaşlarının tüketiciye bir yarar sağlaması gerekir. Satıştaki arkadaşlara da söylüyorum ve Rekabet sizin daha iyi olmanızı sağlar. diyorum. Yenilikler yaratmamızın nedeni ise rekabet. Markalarımızın gücünü desteklemek gerek. Kaynaklarınızda markalarınızı güçlendirme yerine promosyonlara ağırlık verirseniz markanızın geleceğini riske atarsınız. Markasına doğru yatırımları yapan, doğru ürün konumlamasını yapanlar kazanır."
Türkiye ekonomisinin geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?
"Türkiye nin ekonomik geleceğini olumlu görüyorum. Avrupa Birliği müzakereleriyle ilgili olarak çok olumlu bir perspektife doğru gidiş var. Çok pozitif gelişmeler oluyor. Türkiye ekonomide iyi bir gidişat içinde ve heyecan verici gelişmeler oluyor. Bazı kritik dönemlerde sorunlar yaşayan dünya ülkelerindeki sorunların yansımasını Türkiye de de görüyoruz. Bunu da doğal karşılamak gerek. Dünya bu kadar problemle boğuşurken ülkemizdeki sorunları da normal olarak değerlendiriyorum."
>br>
>br>
Kaynak : zaman
Sonraki Haber: 14 Mayıs Demokrasi Bayramı olarak kutlansın
Önceki Haber: 40 bin iş görüşmesi yapılıyor işte Türkiye nin ihtiyaç duyduğu tablo bu




