Müsiad da "Dış Ticaretimizdeki Gelişmeler" Masaya Yatırıldı
Türkiye nin en önemli avantajının sahip olduğu insan kaynağı olduğunu; ancak bunu günübirlik faydaların konusu haline getirerek küçük lokmalarla yetinmek zorunda kalındığını söyleyen TİM Başkanı Oğuz Satıcı, "Türkiye de yapacağımız her işi dünya haritasına bakarak yapmalıyız" dedi.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği MÜSİAD Genel Merkezi nde düzenlenen "Dış Ticaretimizdeki Gelişmeler" başlıklı toplantı, Türkiye İhracatçılar Meclisi TİM Başkanı Oğuz Satıcı nın katılımıyla gerçekleştirildi.
Toplantıda ilk sözü alan MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan, yaklaşık 1 buçuk yıldır dünya ekonomisinin dünya ekonomisinin küresel tehditler ve finansal krizlerle sarsıldığı bir ortamda Türk ekonomisinin krize girmemek için direndiğini ve büyüme mücadelesi verdiğini belirterek, Türk ihracatçıların son 5 yılda bir başarı öyküsü sergilediğini ifade etti.
Kürselleşmeyi "dünyanın yeni işletim sistemi" olarak niteleyen TİM Başkanı Oğuz Satıcı ise, "Kürselleşmeye neden olan gelişmeleri beğenelim ya da beğenmeyelim tarihin çarkını geriye çeviremeyeceğimizi idrak etmeliyiz" dedi.
Türkiye cumhuriyetinin dünya cumhuriyetinin bir parçası olduğunu ifade eden Satıcı ve dünya cumhuriyetinin Türkiyesiz yürüyemeyeceğinin herkesin farkında olduğunu söyledi. Türkiye nin 100. yılında dünyayı yöneten G-8 ülkelerinin bir parçası olacağını belirten Satıcı, "Ya da G-8, G-10 olacak; bundan kimse şüphe duymamalı" şeklinde konuştu.
Büyük veya küçük işletmelerin tutunabilmek için küresel oyuncu olmak zorunda olduğunu ifade eden TİM Başkanı Oğuz Satıcı, "Bu çağda rekabetçi olamadığımız taktirde kendi mahallemizin olduğu mahallede dahi iş yapma şansımız yok. Dünyada iç Pazar, dış Pazar olmadığı gibi dahili üretim harici üretim ayrımı da yoktur. Küresel çağda temel mesele, katma değerin hangi ülke sınırları içersinde kaldığı, karın hangi ülkenin refah seviyesini yükselttiği ve nereye transfer edildiğidir" diye konuştu.
"Küreselleşme çağında onurlu ve eşit entegrasyon, komplo teorileriyle içe kapanmaktan değil; siyasi saygınlık, kültürel yaygınlık ve güçlü ekonomiden geçiyor" diyen Satıcı, Türkiye nin ekonomik çıkışının üretim ve ihracattan geçtiğini ifade etti.
Türkiye nin yıllarca kötü yöneldiğini söyleyen Satıcı, hiçbir sektörün kapasite merkezli bir üstünlük sağlayacak durumda olmadığını belirterek, "Yatırımlarımızın ölçeklerine baktığımızda, dünyayla kapasite merkezli bir rekabete gitmemiz mümkün değil. Tüm cazibesine rağmen milli gelirimiz düşük olduğu için, iç pazarımız, sanayicilerimiz ayakta tutunabilecek seviyede değil.
Türkiye nin en önemli avantajının sahip olduğu insan kaynağı olduğunu; ancak bunu günübirlik faydaların konusu haline getirerek küçük lokmalarla yetinmek zorunda kalındığını söyleyen Satıcı, "Türkiye de yapacağımız her işi dünya haritasına bakarak yapmalıyız" dedi.
Türkiye de enerji maliyetlerinin yüksek olduğunu ve uzun yıllar da böyle kalacak gibi gözüktüğünü ifade eden Satıcı, "Enerji maliyetleri, Türkiye nin kötü yönetildiğinin en büyük delilidir. Türkiye enerji bağımlısı olduğu sürece bazı şeyleri kökten halletmesi mümkün değildir" diye konuştu.
Türkiye nin potansiyeli çerçevesinde ithalat ve ihracatın doğru yerde koştuğunu belirten Satıcı, "Yöneticilerin vermiş olduğu yanlış mesajlar ve kararlar sonucu günü birlik zararlar etmek istemiyoruz. Kur, ihracatı etkileyen bir şey ama artık direkt korelasyonu kalmadı. Neticede ihraç ederken ithal ediyoruz" diye konuştu.
Enerji konusunda hızla yatırımlar yapılması gerektiğini söyleyen Satıcı, "Türkiye nin en az 5 tane Petkim e ihtiyacı var. Türkiye nin cari açığını büyük yatırımlarla kapatabilir" dedi.
Büyük şirketlerin hantal yapısından dolayı küçük işletmelerin şansının yüksek olduğunu ifade eden TİM Başkanı Satıcı şöyle konuştu: "Kar etmediğimiz her gün ülkemize ve insanımıza kötülük ediyoruz. Helvacı olacaksak da, pantolon, gölek, buji kablosu yapacaksak da çok uluslu olmak zorundayız." Yakın dönemde ihracat için hedef bölgenin neresi olduğunun sorulması üzerine Satıcı, "Tüm dünya bizim hedefimiz ama Afrika yı ıskalamayacağız. Mısır kapısından bu kıtaya gireceğiz" yanıtını verdi.
Özel sektör borçlarının artması ve Merkez Bankası nın faiz artırımına ilişkin olarak da Oğuz Satıcı, özel sektörün borç stokunun artmasının kötü bir şey olmadığını belirterek, "Keşke bu stoku, 154 milyar dolar değil, 554 milyar dolar yapsak. Özel sektör, aldığı bu parayı işletmesine, yeni yatırımlara koyuyor. Yüksek faiz de, sermayenin üretime doğru gitmemesine sebep oluyor. Cari açık artık Türkiye için konjonktürel değil, yapısal bir mesele. Tansiyon ölçer gibi bu ülkenin cari açığını sürekli ölçmek zorundayız. Cari açıkta ipler, ihracatçının, ithalatçının elinde değil, ülkeyi yönetenlerin elinde" dedi.
CY-CY-E
Kaynak : haberler
Sonraki Haber: E.c.a. dan "Yoğuşmalı Kombi" Reklam Kampanyası
Önceki Haber: Zyxel Ürünleri Media Markt larda Satışa Sunuldu




